Sabahın erken saatlerinde Lefkoşa sokaklarında alışılmışın dışında bir sessizlik vardır. Hava serindir, ağaç yaprakları usulca kıpırdar, gökyüzü gri bir hüzünle kaplıdır. Her yıl olduğu gibi, insanlar yavaş yavaş Atatürk Anıtı’nın önünde toplanır.
Küçük bir çocuk, elinde kırmızı karanfilleri sımsıkı tutarken babasının elini bırakmaz. Saatler 09.05’e yaklaşırken, herkes tek bir yöne bakar: bronzdan yapılmış, vakur bir yüz. O an siren sesi Lefkoşa semalarına karışır, gözler dolar. Kimse konuşmaz. Çünkü o anda yalnızca bir insan değil, bir milletin kalbi anılır: Mustafa Kemal Atatürk.
Bir Milletin Kalbinde Yaşayan Lider
Atatürk yalnızca bir asker ya da devlet adamı değildi; o, bir ulusun yeniden doğuşunu mümkün kılan cesaretti.
Kurtuluş Savaşı’nın tozlu yollarında, Anadolu’nun yoksul köylerinden yükselen umut sesini bir millete dönüştürdü. Onun sayesinde Türk halkı, kendi kaderini tayin etme gücünü kazandı.
Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil, bir zihniyet devrimiydi.
Bugün Türkiye’de, Kıbrıs’ta ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Türkler, 10 Kasım sabahlarında aynı duyguyla dururlar: Hüzünle karışık bir gurur, yitirilmiş bir liderin ardından duyulan derin minnet… Ama aslında Atatürk hiç gitmemiştir. Onun “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü, her 10 Kasım’da yeniden hayat bulur.
Atatürk’ün Işığı Kıbrıs’ta da Yanıyor
Kıbrıs Türk halkı için Atatürk, yalnızca bir önder değil, bir ilham kaynağıdır.
Onun “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışı, Kıbrıs Türklerinin var oluş mücadelesine yön veren bir rehber olmuştur.
Girne’nin dağlarından esen rüzgârda, Mağusa limanında yankılanan dalga seslerinde, Gazimağusa’daki okullarda yapılan anma törenlerinde hep aynı cümle duyulur: “Atatürk ölmedi, kalbimizde yaşıyor.”
Kıbrıs’ın gençleri, Atatürk’ün bıraktığı mirasın bilincindedir.
Her 10 Kasım’da Lefkoşa’da öğrenciler ellerinde Türk ve KKTC bayraklarıyla yürür, öğretmenler ve veliler bir arada durur. O an herkesin yüreğinde aynı duygu vardır:
Minnet, saygı ve sonsuz bağlılık.
O’nun İzinde, Sonsuza Kadar
Atatürk’ü anmak, sadece bir fotoğrafın önünde saygı duruşuna geçmek değildir. Onu anmak, düşünmek, üretmek, sorgulamak ve çağın gerekliliklerine ayak uydurabilmektir.
Kıbrıs’ta büyüyen çocuklar, okullarında her gün “Atatürk ilkeleri”ni öğrenir; cesaretin, bilimin, çalışmanın ve özgür düşüncenin değerini bilirler.
Atatürk, kadınların ve gençlerin toplumun temel taşları olduğunu her fırsatta vurgulamıştır.
Bugün Kıbrıs’ta bir kadın doktorun başarı hikayesi, bir genç öğretmenin azmi, bir öğrencinin bilime olan merakı hep O’nun vizyonunun devamıdır.
Her 10 Kasım, aslında bir bitiş değil, yeniden doğuştur.
O sabah siren çaldığında, bir millet bir kez daha kendi varlığını hatırlar:
“Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir.”
Sonsuz Minnetle
Atatürk’e minnet duymak, geçmişe takılıp kalmak değil; onun fikirlerini geleceğe taşımaktır.
Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmak, bilimi rehber edinmek, ayrışmadan, kardeşçe bir geleceği inşa etmektir.
Kıbrıs’ın meydanlarında yankılanan İstiklal Marşı, işte bu bilincin ifadesidir.
Bugün, 10 Kasım 2025 sabahında, Lefkoşa’dan Girne’ye, Gazimağusa’dan Güzelyurt’a kadar her şehirde kalpler aynı ritimle atıyor.
Bir millet, en değerli evladına saygı duruşunda.
Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 87. yılında bir kez daha;
Sonsuz minnetle, özlemle ve gururla anıyoruz.
Ruhu şad olsun.




